Kullanıcı girişi

Son yorumlar

Son Konular

- Selimiye Camii'nin Esrarı
- TARSUS:Elektrikle Aydınlanan İlk Şehir
- Tarihte İlk Eczane Müslümanlarca Kurulmuştu
- Fransa'da Endülüs Tarafından Fethedilecekti
- Alay Beyi Nedir ve Kimlere Denir?
- Sıfır rakamını kim buldu?
- Hücre ve Doku Tutkalı
- Muhteşem Süleyman
- Fen ve Teknoloji Dünyasından "Hızlı Trenlerdeki Yeni Gelişmeler"
- Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın İdamı (25 Aralık 1683)
- 21.yüzyılın teknolojisi:Biyoteknoloji
- Kırım'ın Elden Çıkması
- Bosna'nın Bağımsızlığını Kazanması (Mart 1992)
- Mikro alemde yolculuk: Nanoteknoloji
- Necatigil’in kendi sesinden şiirler
- Bilim adamları, dişeti hücrelerinden diş üretti
- Avrupa'da istihdam sorununa çare aranıyor
- BDDK'dan Basel III için bir adım daha
- ÖSYM'NİN YAPTIĞI AÇIKLAMA
- 2100 tarihinde neler olacak işte tahminler
- Rahiplerin müslüman avı
- ABD TAM 70 MİLYON KIZILDERİLİYİ KATLETTİ
- “NUSRET“ LE GELEN NUSRET
- 18 MART ZAFERİNİN BİLİNMEYEN YANLARI
- İSİM İLE MÜSEMMÂ BİR MUALLİM:MUALLİMNÂCİ
- HAMDULLAH SUPHİ ANLATIYOR
- Tanzimat Fermanı ve Bazı Gerçekler
- Tanzimat Fermanı ve Bazı Gerçekler
- ULEMA+ORDU+PÂDİŞAH=OSMANLI DEVLETİ
- GENTİLE BELLİNİ KİMDİR?
- BENZET; AMA ASLÂ BENZEME
- MUŞTAK BABA VE ANKARA'NIN BAŞŞEHİR OLUŞU
- BÜTÜN İLİMLER KUR'AN'DA MEVCUTTUR
- Geometri biliminin tarihi gelişim süreci
- Bilim Tarihi
- MALZEMEDEN ÇALANIN CEZASI
- ÇAKA BEY
- MEŞHUR CERRAHLARDAN ZEHRÂVÎ
- MİSAK-I MİLLÎ HUDUTLARI
- Osmanlı Alimlerinden Molla Hüsrev

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 users ve 4 guests çevrimiçi.

Selimiye Camii'nin Esrarı

Dünyanın en estetik mimari eseri olduğu dünyaca ünlü büyük mimarlarca ifade edilen Selimiye Camii'nin sırları anlatılamayacak kadar çok görünüyor...

Selimiye’nin uzun yıllar boyunca süregelen, kulaktan kulağa, nesilden nesile aktarılan hikayeleri günümüze kadar söylene geliyor.

Selimiye Camii'nin Esrarı

Hz. Muhammed’i (S.A.V) rüyasında gören padişah II. Selim, Peygamberin emri üzerine onun rüyada işaret ettiği, bugünkü cami alanının bulunduğu yere bir cami yaptırmaya karar vermiştir.

Selimiye’nin Temel Taşları Hakkında Koca Sinan, ustalık eserimdir, dediği bu yapının inşaatına başlamadan önce, inşaatta kullanacağı bütün taş malzemeyi araziye yerleştirmiş.

İki yıl süresince tonlarca taş zeminin üzerinde beklemiş. İnşaatçıların kullandığı “zeminin oturması” denen bir olay vardır. Sinan da Selimiye’nin zeminini önceden sıkıştırarak,bu şekilde zeminin oturmasını sağlamıştır.

Böylece iş bittikten sonra oluşacak olan çatlama ve kaymaların önüne geçmiştir.

TARSUS:Elektrikle Aydınlanan İlk Şehir

Elektrikle Aydınlanan İlk Şehir: TARSUS

Günümüzde Mersin’e bağlı bir ilçe olmasına rağmen birçok ilimizden daha büyük bir şehir olan Tarsus, barındırdığı tarihî değerlerin yanında şehircilik alanında birçok uygulamanın ilk olarak hayata geçirildiği yer olmuştur.

Meselâ, Adana Vilâyeti dâhilinde ilk parke kaldırımlar Tarsus sokaklarına döşenmiş, Anadolu’da madenî borularla evlere kadar su isâlesi ilk olarak Tarsus’ta yapılmıştı.

Türkiye’deki ilk elektrik santrali de Tarsus’ta kurulmuş ve ilk şehir elektriği üretimi burada gerçekleştirilmişti...

Tarsus, köklü geçmişi ve kültür bakımından zenginliği ile her dönemde bulunduğu coğrafyanın en önemli şehirlerinden biri olagelmiştir.

Tarsus, Yavuz Sultan Selim devrinde Memluklular üzerine yapılan Mısır seferi sırasında Osmanlı hâkimiyetine girdi. Sahip olduğu limanı ve ticaret yollarının kavşağında yer alan vaziyeti sayesinde, canlı bir ticarî hayatın olduğu Tarsus, bu özelliğini daima korudu.

Tarihte İlk Eczane Müslümanlarca Kurulmuştu

Tıbbi alanda ve bütün bilimsel sahalarda Cumhuriyet devrinin başından beri bir dezenformasyon uygulanmaktadır.

Vatandaş tarihi mevzularda yalan bilgilerle islamı küçük gösterme gayretine muhatap olmaktadır.

Doktorlara bile Hipokrat adına yemin ettirilmektedir!

Allah akıl fikir versin...

Halbuki gerçekler hiç ama hiç böyle değildir.

Tıp alanında Müslüman Alimler, yunan ve romalılardan fersah fersah ileride olup, tıbbi ilimlerin yegane kaynağı durumundadırlar.

Bütün gelişmelerin temeli yüzyıllar öncesinden beri, bu ilim adamlarımızın ortaya koyduğu bilgilere eklenerek bugünkü seviyesine ulaşmıştır.

Mesela tıbbi ilaçların hazırlanıp vatandaşa reçeteyele sunulduğu Eczaneler...

İlk kez Müslümanlarca kurulmuştur.

İlk Resmî Eczane

Müslümanlar, ilk resmî eczaneleri daha 708 yılında El-Mansûr’un halifeliği zamanında kurdular.

9. asırdan itibaren, askerî sağlık işlerine ait olanları da dâhil bütün eczaneler, resmî kontrole tabi bulunuyordu.

Fransa'da Endülüs Tarafından Fethedilecekti

İspanya’nın fethi, bir devrin başlangıcıdır. Gemileri yakmak deyimini tarihe kazıyan büyük islam kumandanı Tarık Bin Ziyaddır.

Târık Bin Ziyâd’ın Vadi Lekke savaşıyla başlayan ve asırlardır unutulmayan bu destansı mücadelesi Endülüs tarihinde “Valiler Dönemi” olarak bilinen devirde de devam etmiştir.

Müslüman fatihlerin gazalarıyla Hristiyan İspanyol şehirleri fethedilirken aynı zamanda İslam orduları Frenk topraklarına da sefer düzenlemeye başladılar.

İslam fetihlerinin ilâ-yı Kelimetullah’ın bütün dünyada yayılması maksadıyla Kuzey Afrika çöllerinden Endülüs’e gelen Emevi ordularının, İber Yarımadası’ndan sonra Fransa’ya sefer düzenlemesi Ortaçağ tarihinde çok mühim bir yer teşkil eder.

Katolik Avrupa’nın batıdaki büyük krallıklarından biri olan Vizigot Krallığı’nın Müslümanlarca yıkılmasından sadece 21 yıl sonra İslam fetih hareketinin kuzeye yani Fransa’ya yönelmesi Hristiyan dünyası için tam bir felaketti.

Alay Beyi Nedir ve Kimlere Denir?

Tımarlı Sipahiler'in Amiri "Alay Beyi"

Osmanlı'da ordunun en önemli ayaklarından biri de sipahi askerleri idi.

Sipahiler ise Alay Beyi tarafından koordine edilen atlı askerler demektir.

İşte bunları açıkladıktan sonra;
Alay beyi, Osmanlı Devleti’nde, sancak adı verilen birimden aşağı kademede yer alan bir bölgedeki bütün tımarlı sipahilerin en büyük amiri.

Alaybeylerine zeamet türünden bir dirlik verilirdi.

Nahiye çeribaşıları ile tımarlı sipahileri de emirlerinde bulunduran alaybeyleri, sefer başlayınca bölgedeki tımar sahiplerini ve onların getirmekle yükümlü olduklan sipahileri toplayarak sancak beyine katılırlardı.

Savaşta, getirdikleri askerlerin başına geçerek beylerbeyinin emrinde olurlardı.

Her eyalet ve sancakta yeterli sayıda alaybeyi bulunurdu. Alaybeylerinin, Divan-ı Hümayun’da birer örnek mühürleri vardı; gönderdikleri arîzalar önce bu mühür örnekleriyle karşılaştırılır sonra işleme konurdu.

Sıfır rakamını kim buldu?

İslam matematik bilgisinin Batı'ya yayılmasından önce Avrupa kültürü o kadar iptidaidir(ilkeldir) ki,bir rakam sisteminden bile mahrumdur.

Profesör Risler'in "La Civilisation Arabe" adı ile 1955'te yayınlanan eserinin 161-162'nci sayfalarında bir İslam icadı olan sıfırın keşfi işte şöyle izah edilir; "Herhalde hiç tereddüde kapılmadan denilebilirki sıfırın icadı insan ırkının en büyük keşiflerinden biridir."

Aynı eserin 161'nci sayfasında rakam sisteminin en zaruri(zorunlu) esası olan sıfırın bir İslam icadı olduğu da şöyle anlatılır:

"...eski insanlar hep parmaklarıyla sayı saydıkları için, Batı aleminde hesap ilmi İbn-i Ahmed'in sıfırı keşfinden ikiyüz elli yıl sonra sıfır kullanıncaya kadar inkişaf edememiştir(gelişememiştir)."

Profesör E.F.Gautier,1955'te yayınlanan "Moeurs et coutumes des Musulmans" adındaki eserinin 238'inci sayfasında şu kesin hükmünü vermektedir:

Hücre ve Doku Tutkalı

İnsanoğlu, anne karnındaki gelişimini, yumuşacık biyolojik yastıklar arasında, korunaklı bir yerde tamamlamaktadır. Cenin, annenin rahim duvarına çok hassas şekilde yapıştırılır. Bu tutunmada bir aksama bir bozukluk olsa, bebek anne vücudundan dışarı atılır. Gebeliklerin bir kısmı düşükle (abortus) neticelenebilmektedir. Düşüklerin ve erken doğumların; virüslere, ilâçlara veya genetik faktörlere bağlı birçok sebebi olabilir. Ancak, bebeği anne karnına bağlayan yapıştırıcı fonksiyonundaki fibronektin olmazsa yahut bu proteinin çalışmasında bir problem olursa, düşük ihtimali artar. Fibronektin, binaların tuğlaları arasındaki harç gibidir; canlılar için âdeta vazgeçilmez bir tutkaldır. Bu tutkalın üretilip uygun yere nakledilmesi, girift biyokimyevî hâdiselerle olmaktadır. Tutkal proteinini üretemeyen farelerin yavrularının, anne karnında erken dönemde öldükleri gözlenmiştir. Canlı hücreler için özel yaratılmış bu harika tutkal; bebeği sarmalayan koryon zarı vesilesiyle üretilir.

Muhteşem Süleyman

Muhteşem Süleyman

Kanunî Sultan Süleyman, 1494 yılında, babası Yavuz Sultan Selim'in sancakbeyi olarak bulunduğu Trabzon'da dünyaya geldi. Annesi Kırım Hanı'nın kızı Hafsa Sultan'dır. Doğduğunda Kur'ân'dan tefe'ül yapılmış, "İnnehü min Süleymane..." âyetinin çıkması üzerine kendisine Süleyman ismi verilmiştir. Kültürümüzde isim ile sahibi arasında bir münasebet kurulmaya çalışılır. İsmiyle karakteri ve yaptıkları onun kadar bütünleşen çok az insan vardır.

Fen ve Teknoloji Dünyasından "Hızlı Trenlerdeki Yeni Gelişmeler"

1980’li yılların sonlarında, Sandia Milli Lâboratuarı’ndaki mühendisler, Yıldız Savaşları Programına ait çok önemli bir husus üzerinde kafa yoruyorlardı: Amerika’yı nükleer saldırılara karşı bir kalkan gibi muhafaza edecek uydular çabuk ve ekonomik bir şekilde nasıl yörüngeye oturtulacaktı? Ortaya atılan fikirlerden bin, yaklaşık 500 m uzunluğunda bir “bobin silah” yapmaktı. Bu silah, ritmik bir şekilde dalgalanan manyetik alanları kullanarak, uyduları yörüngeye yerleştirecekti. Soğuk savaş artık sona erdiği için Sandia’daki araştırmacılar bu sistemlerini daha faydalı bir maksat için uyarladılar ve manyetik olarak güçlendirilmiş trenler tasarladılar.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın İdamı (25 Aralık 1683)

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın İdamı (25 Aralık 1683)